Yukarı Çık

Minareler süngü, kubbeler miğfer; camiler kışlamız,

2 Haziran 2021 Çarşamba 23:13:13
781 kez okundu.

          Türkiye yeni bir dizi seyrediyor. Bir mafya liderinin itirafları ülkenin molla yönetimi sırasında nasıl parasızlıktan uyuşturucu baronlarına peşkeş çektiklerini sergiliyor. Aynı Netflix’te “Narcos”u seyreder gibiyim. Son videoyu bu hafta sonu yayına sokacakmış. Bakalım bu kez kimleri ifşa edecek. Aslında bugün ülkeyi yönetenler hiç saklanmadılar hep açık konuştular.
Ne Reis ne de akrabaları Atatürk’ü sevmedi. Saklamadılar da. Paraya ihtiyaç duyduklarını buldukları her yerden para kaptıklarını saklamadılar. Demokrasiye inanmadıklarını laik ülkeyi şeriatla yöneteceklerini söylediler.

          Memleketimizin teknik ve ekonomik gelişmelerine büyük katkısı olan Bilal’in Okulu Kartal İmam Hatip mezunları harikalar yaratıyor. Bu okulu bir kenara koyarak, Japonlar köprü ve tünellerimizi yapıyor, yabancılar dışında bizim Kartal mezunlarının yaptığı yollar her sene çöküp yeniden yapılıyor, Bu dönemde bilim dünyasına katılan molla Profesörlerin ilim ve bilim dünyasına katkıları küçümsenemez. Mesela bu bilim adamlarının kadın hakları, insan hakları, halk sağlığı ile yakın tarihimiz ile mağara devrine geri dönen görüşleri her gün gazetelerin manşet haberlerini kapsıyor.

          Mesela dinsiz gâvurlar tarafından icat edilen akıllı telefonları kullanıp, onların yarattığı yazılımlarla hayatımızı devam ettiriyoruz. Mesela onların icat ve ürettiği arabalara biniyoruz. Mesela onların çevirdiği film ve bilgi sayar oyunlarını oynayıp seyrediyoruz. Mesela onların ülkelerine tatile gidip, çocuklarımızı onların okullarına yolluyoruz. Dahası, onların müziklerini dinleyip dillerini ve kültürlerini bilimden onların terimlerini tekrarlayıp benimsiyoruz. Mesela Acun diye reisin bir kankası onların oyunlarını falan alıyor bizimkilerde ekran başından ayrılamıyor. Zenginlerimizi bizi söğüşledikleri paraları oralara kaçırıp ev ve mülk falan satın alıyor. Büyük kısmı sıcağı sevdiği Florida’ya yerleşiyor.

          Hamdolsun bu arada Reis, milletin kıçı açık olmasına, karnı aç ve çöplerden yemek toplamasına rağmen büyük sanayi hamlesi yaparak ülkenin 8 bin 743’üncü camisini açtı. Emekliler açmış memurlar açıkmış, eğitim çökmüşmüş, boş ver hayat Reis ve yalakaları için güzel.  Şimdi diyebilirsiniz ki Cami açmakla ne alaka diye= Bakın anlatayım. Asrın lideri Reisiniz ne konuda hapse girmişti. Şiir okudu diye. Öyle böyle bir şiir değil camii şiiri. Neydi bu şiir,” Minareler süngü, kubbeler miğfer; camiler kışlamız, müminler asker. Bir şey beni sindiremez; gökler, yerler açılsa, üzerimize tufanlar, yanardağlar saçılsa; Biz oyuz ki; imanıyla övündüğümüz ecdadımız, titretici şeylere hiçbir gün diz çökmemiş; zaferlerin kapısı, Anadolu'nun tapusu Malazgirt'ten ta Çanakkale'ye imanın geçilmez kalesine kadar bizi zaferden zafere koşturan şey işte şu anda içinde bulunduğumuz inanç birliğidir.' Bu yolda böyle yürüdük. Buralara böyle geldik”.

          Şimdi anladınız mı reis neden bütün mesajları cami yoluyla verdiğini. Adam’ın tüm taraftarları neden camilerde kin kusuluyor? Adamın başka şekilde ifade etme bilgisi yok. Arapça ve anlaşılmazla ses tonlarıyla duygularını vurguluyorlar. Şimdi bunları aklınızda yırtarak anlatacaklarımı bir kez daha yorumlayın. Bunlar yani gericiler, yobazlar ve cahiller, başka bildikleri bir sistem olmadığı için cami cemaati aracılığı ile toplumu çevirebileceklerini düşünüyor. Bu yüzden herkesin bir araya geldiği camii de propaganda yapıyor herkesi çevireceklerini sanıyor. Ama cami yoluyla değiştirilmiş bar toplum dünyada yok. Yalnız emir alan ve günahlarını temizleyen toplumlar var. Bu yalnız Müslümanlar için değil, tüm dinler için geçerli. Hıristiyanlar kilisede, Yahudiler havrada, Budistlerde mabetlerde. Neden se de hep cahil ve geri kalmış toplumlar seçiliyor.

          60 bin kişinin namaz kılabileceği açıklanan ama normal zamanda toplama   müminlerle bile 60 kişiyi bir araya getiremeyen Çamlıca Camii havacılık alanında çağ atlamamıza yol açacak. Bu camii aracılığıyla burada üretilecek uçaklar ve uzay gemileri aya gitmemizi sağlayacak. Sadece o mu? Mesela Ayasofya müze olmaktan camiye çevrilerek tank ve palet üretiminde ülkeye çağ atlatacak. Ayasofya’da minbere elinde kılıçla çıkan ama ilk silah sesinde kanepe altına saklanan diyanet işlerinin kahraman başkanı da bu camide üretilecek ilk tankın üzerine çıkıp topun namlusu üzerine oturarak tüm islam âlemini ve ümmeti kurtaracak.

          Dil biliyor diye Dışişleri bakanı yapılan Antalyalı cahil çiçekçide yeni Taksimde hizmete sokulan ve ülkeye turizm alanında çağ atlatacak cami yoluyla Avrupa’ya çıkarma yapacak. Bundan sonra yılbaşı kutlamaları bu camii de namaz kılarak kutlayacak gavur Hristiyan turistler. Sadece bunlar mı Kars sınırında paraşütle gidilebilen camiden Bodrum, İzmir gibi kentlerimize yapılan camilerde Türk ekonomisini kurtaracak.  Bu arada millet nereden bulaştığı belli olmayan belki dış güçler tarafından lebalep parti kongreleri yapılmasın diye yollanan mikroplarla ölüyormuş. Varsın ölsün onlar AKP’li değiller ki.

          Bizim gibi yaş ilerledikçe Allah’a şirin görünüp cennette yer kapmak üzere namaz ve niyaza başlayanlar da tipik Ortadoğu felsefesi sahibi. Hani yıllarca askerde dini inanç yoktu, namaza niyaza izin vermediler diyerek herkesin askerlik yaptığı toplumu kandırmayı başaranlar içim, ben Kuleli Askeri lisesinde okurken Ramazan ayında bir dershanenin boşaltılıp namaz kılmak isteyenlere tahsis edildiğini bilirim. Ben yazıyı yazarken Reisin katıldığı cami açılışı ve Cuma namazlarında gene molla ve kara cahil adamları Atatürk’e saldırdı. Kızmayın olacak bunlar. Onları Mustafa Kemal ve arkadaşlarına saldırıları ne kadar zayıf olduklarını ve fikirlerinin hala çürümekte olduğunu gösteriyor.

          Onlar ve mafya ile kaynaşmış olan Reisleri küfür ettikleri ve hala kızgın oldukları Mustafa Kemal ve arkadaşlarının mirasını yiyor. Sadece kurumlar değil Katarlılara sattıkları arazileri de parasını yuttular. Osmanlının kaybettiği ülkeyi yeniden kazanan adama neden kığınlar? Çünkü kendilerine bir mirasyedi gibi bir neden bulmak zorundalar. Fabrikaları, yolları, havaalanlarını, limanları ve hatta karasularını sattılar. Onların sattıkları bu yer ve kurumlar dedeleri vatan hainliği yapıp İstiklal savaşından kaçarken kan dökenlerin emeği ve canıyla alınmıştı. İşte bu nedenle kızmayın ama acıyın. Zekâ sınırı en azında altında bulunan bu cahil ve çıkarcı takım bizim tarihin her safhasında vardı.

          Şimdi gelelim güncel konumuza. Türkiye uluslararası toplumda dibe vurmaya devam ediyor. Mesela Almanya ve öteli Avrupa ülkeleri Türk pasaportlarını ve en kıymetli gri pasaportu sorgulamaya devam ediyor. Mesela Almanya Sağlık bakanı ülkelerine gelen Corona virüsü vakasının yarısının Türklerden kaynaklandığını ileri sürdü. Aşmanlar ve Avrupalılar taş kafalı diye tanımladığı Türklerin ülkelerine hala virüs taşıyacağından enin olduğunu bildiği için Phizer aşısının mucidi Almanlaşmış Türk Profesör Uğur Şahine gizli destek vererek aşının Türkiye’ye daha uygun şartlarla verilmesini sağladılar. (Yani şerrimizden korktukları için bize olumlu yol açıldı. Olsun böylece iktidarın sallamadığı millet korunmuş olacak)

          Öte yandan hakkını yememek lazım, Reisin ve payandasının mafya konusundaki çıkışları doğra. Sedat Peker’in açıklamalarını küçümsüyor değilim. Reisin (bu bildiğiniz Reis değil Sedat Peker’i kastediyorum bu kez) yayın sırasındaki görüntü düzenlemesi, video ve konuların akışı, yanıtlanan konu bağlantısı dikkat çekti Bence Erdoğan’dan bıkan bir uluslararası takım ona yardım ediyor. Hem de gizlenmesini sağlıyor. Yani Sedat Peker olayı yeni bir Rıza Sarraf vakasına dönüşürse hiç şaşırmam. Bunun dışında bir başka konu daha var. Bin Ali Yıldırımın erkek güzeli oğlu ve Venezüella temasları konusunda.

Biliyorsunuz Amerikalılar uyuşturucu konusunda çok hassaslar. Bizim bu işe katkımız konusunda da oldukça bilgili olduklarını sanıyorum. Hatırlarsanız Kokain yüklü Türkiye’ye gidecek gemi konusunu Kolombiya Savunma Bakanı açıklamıştı. Bizimkiler gemiyi takip ettiklerini söylüyor ama doğru söyleyemiyorlar. Türkiye’den kimse Kolombiya Savunma Bakanını arayıp gemi konusunda bilgi aldı mı? Böyle bir şey olmadığını biz biliyoruz. Kolombiya uyuşturucu artık Venezüella üzerinden dağıtılıyor. Bu işi de Venezüella vatandaşı olmuş bir Hristiyan Arap tarafından yönetildiği ileri sürülüyor. Bu adam ABD Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi tarafından aranıyor ve bilin bakalım, Venezüella’yı ziyaret eden Türk heyeti kimle görüşmüş? Tarık El Assami. Bu adamla Ankara’da Reiste görüşmüştü. Bundan sonrası için yazmayacağım gelişmeleri dikkatle izleyin diyeceğim. Önümüzdeki aylar için de olayların hızlanmasını bekliyoruz.

                Sonuç. Avrupa Birliği ortak adalet sisteminin ilk adımı attı. Topluluk savcıları göreve başladı. Bu köşede daha önce yaptığım uyarıyı tekrarlayayım. Bugün ülkemizi yönetenlerden bir kısım uluslararası Adalet divanında savaş suçlusu olarak yargılanacak. Bunlara ek olarak gene iktidardaki bazı kişilerde uluslararası uyuşturucu kaçakçılığından kırmız listeye girdi. Korkum o ki seçimi kaybetmeleri halinde yeni iktidara gelenler daha önceki iktidardan çok isme ortada bulunmadıkları için bulamayacak. Zira bu kişiler ya uluslarasın kaçak veya tutuklu olacaklar. Allah ömür verirse göreceğiz.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.