Yukarı Çık

Henry Barkey olayı karışık

16 Ekim 2020 Cuma 02:37:34
315 kez okundu.

          Osman Kavala davası nedeniyle, yeniden gündeme oturan isim, Henry Barkey. Kavala’yı tanımam, hakkında fazla bilgim de yok. Ben onunla yargılanan bu Barkey’i, yıllardır tanırım. Birbirimizi hiç sevmeyiz. Hatta birkaç kez, hoşuna gitmeyen yazdığım yazılar nedeniyle, beni mahkeme yoluyla tehdite bile kalkmıştı. Ancak bu yazım bir intikam veya hınç alma değil, yeni yetme yalaka basının bu zatı ya bilmemesi veya bildiklerini de işlerine gelmediği için göz ardı etmesi yüzünden yazmak istemem.

          Bu kişiyle yani Henry Barkey ile Türkiye konusundaki konferanslarda tanıştım. Bana bu zat her zaman sinsi ve karanlık geldi. (Belki asker kökenli olduğumu bildiği için) Ne hikmetse yaşını, yani doğum tarihini saklar. Hiçbir yerde kaydını göremezsiniz.  İstanbul’da, bir Yahudi ailenin çocuğu olarak doğmuş, ama daha çok İzmir’de yaşamış. Askerliğini Türkiye’de yapmış, ama bu süreç içinde ne yaşadıysa, hep Türk askerinden ve ordusundan nefret eder. Ben tanıdığımda Leigt üniversitesinde çalışıyordu. O yıllarda Türk büyükelçiliğimden de, Türk tezlerini desteklemesi için ekstra para alıp birçok konuda konuşmalar yapıyordu.

          ABD Dışişlerinde, demokratlar zamanında, kısa çalışması sonrası konuşma yaptığı düşünce üreten kurumların sayısı çoğaldı. Wilson Center, Carnegie Endowment For International Peace ve en az altı tane daha.

         Barkey’in Türkiye düşmanlığı, 1998-200 yılları arasında, ABD Dışişleri Bakanlığı analiz bölümünde çalışırken, zirve yaptı. (Bu bölüm daha çok, ABD dış politikası konusunda, uzun vadeli planlar yapar, Barkey PKK’ya yaklaştığı için mi, yoksa Fuller’la dans ettiği için mi Amerikan hükümetine alındı bilinmez) Barkey’in Erdoğan ile ilişkisi eski ve derindir. Tanışıklıkları Reisin siyaseten yasaklı yılları başlar. O tarihlerde Barkey, Watergate otelde, aralarında Fehmi Koru’nun da bulunduğu bir ekiple görüşmüştü. Erdoğan’ın partisi iktidar olduktan sonra da, her ABD ziyaretinde, Reis Barkley’e özel zaman ayırıp görüşürdü. Bakmayın karşılıklı atıp tutmalarına, aslında çok yakın dosttular.

         Ve hatta ben onun, DC’deki Ritzs Carlton otelinde bir görüşme sonrası, bir zamanların solcusu sonradan Taraf gazetesini çıkaran Yasemin Çongar ve Zaman gazetesine benim yerime atanan molla solcu Ruşen Çakır ile Sahir’in Adams Morgan’daki Cities lokantasında Erdoğan ile yaptığı konuşmayı anlatışını yazmıştım. Benim şansım lokantada arkalarındaki masada oturan çok güvendiğim bir arkadaşımım konuşmalara kulak misafiri olması ve onun aktardıkları ile o konuşmayı yazmamdı. Bu yazı çıngar çıkarmıştı.

          O yıllar, Reisin PKK’lıları sınırda karşıladığı, kürsüde birlikte şarkı söyledikleri zamandı. Tabii Barkey’de o yıllarda inanılmaz bir hızla taraf değiştirmiş ve PKK’nın Washington temsilciğini yapan, Kani Gulam adını alan takma isimli Diyarbakırlı bir Türk vatandaşı ile kanka olmuştu. Sadece Kani değil, Abdullah Öcalan kaçıp Roma’ya gittiğinde, Henry Barkey kendisi ile Roma’ya gidip görüşmüştü (Hangi sıfatla görüştüğünü bilmiyoruz, CIA’mi yoksa Fetullah Gülen mi) Ancak Barkey ilişkilerindeki yoğun İsrail bağı, FETÖ ile bağlantıları, bu iki gurubun da akıl hocasının İsrail olduğunu kanıtlıyor.

           Barkey, görünüşte bir öğretim görevlisi ve bilim adamıydı. Ancak bence bu işi, Pennsylvania Leight Üniversitesinde bölüm başkanı olarak perdelemişti. Barkey’ın tuhaf bir geçmişi var. Mesela Suriye’den çıkıp Avrupa’da kapı, kapı, dolaşan Abdullah Öcalan ile neden görüşmüştü? Bir bilim adamı için ne alaka değil mi? Türkiye’deki silahlı kuvvetler aleyhindeki kumpas davalarının arkasında planlayıcının da o olduğunu biliyoruz. Fethullah Gülen’e yeşil kart alınmasına imzacılardan biride oydu. FETÖ ilişkileri de bir garip. Mesela Fetöcülerin bayrak örgütü Rumi Forum’un vaz geçilmez konuşmacısı Barkey’dı. Graham Fuller ’in ve CIA’nin Türkiye’nin başına ılımlı İslam olarak bir yobazı geçirip ülkeyi içten yıkma projesinde de gayet etkili rolü olduğu biliniyor.

          Barkey gerçekten garip bir kişi. Musevi toplumu tarafından da ne kadar sevilir bilemiyorum. Mesela evliliği de çok garipti. Kongre’de çok etkili bir politikacının ofisini yöneten, Alan Laipson adlı bir hanım için bir başka Musevi, Washington enstitüsü yetkilisi Alan Maccowski ile çekişerek evlenmişti. Macowski’de resmen İsrail adına hareket eden bir kurumda çalışıyordu. Alan Laipson Dışişlerine girdikten sonra Henry’i bakanlığa aldırdı.

          Ben de Barkey’in içinde olduğu bir gurup resmi var. Johns Hopkins Üniversitesi Uluslararası ilişkiler bölümü salonlarında Gülen örgütü tarafından düzenlenen bir toplantıda ben çekmiştim. Resimde, solcu İslamcı kürtçü, Cengiz Çandar, Ruşen Çakır, Henry Barkey, Hakkı Öcal, Fehmi Koru ve birisi daha. Hepsi birbirlerine yapışmış kafa kafaya öyle konuşurken. Bu gurupta dikkat çeken ortak özellik, kürtçülük ve dincilik.

          Bence Barkey’i Türk istihbaratı yanlış değerlendiriyor. Barkey bir ajan olmaktan daha çok hazırlanacak planlara yol gösteren bir analizci veya akıl hocası. 15 Temmuz’daki darbe tarihi net olmasa da yakın bir tarihte yapılacağı Amerikalılar tarafından biliniyordu. Şimdilerde bana Türkiye’ye gelmeden çakılan lafları değerlendiriyorum. Dolayısıyla Barkey’de bir darbeyi biliyor olabilir. Ama bu darbe gerçekten FETÖ için mi yapılmıştı, yoksa Erdoğan saltanatını kuvvetlendirip muhaliflerini yok etmek için mi. Bunu doğru değerlendirmek lazım.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.