Yukarı Çık

Corona muskaları hamdolsun

28 Haziran 2020 Pazar 03:35:55
355 kez okundu.

          Şimdi yazacaklarım, her şeyi bilen ama dedikodusunu, yapıp bu konuda veciz ve dahi fikirler yürüten, halkımıza, önemsiz gelebilir: Ama olsun, ben gene de dayanamayıp yazacağım.

          Yaklaşık dört aydır,  Corona ile yatıp kalkıyoruz. Ben de çok sıkıldım, ama ölüm korkusu, başka bir şey. Her şeye rağmen, önemli gelişmeler de meydana geliyor. Hem bu kıtada, hem de Türkiye’de “adam sendeciler” nedeniyle, virüs bulaşma hızını kesti derken, aniden artırdı. Bilim adamları hangi aşamada hastalık onu tartışıyor. Aynen öteki doğal afetlerde olduğu gibi, ratinglerini artırmak isteyen tüm TV kanalları, bu hastalıktan nemalandılar, sizi bombardıman tuttular.

          Sadece onlar mı? Ülkeleri ve bu krizi yönetenlerde, genellikle iki gurupta toplanıyor. Bunlardan birincisi, durumu halklarından saklamayan ve her türlü gerçeği halklarına bildirenler, buna karşılık,  halklarına gerçeği hiçbir zaman söylemeyenler. Bu ikinci guruba, siyasetten beslenen ve emir alan bazı sağlık uzmanları da dahil. Her iki gurupta da,  ülkeyi yönetenlerin kaygıları, vatandaşlar değil, ticaret ve para kazanma.

          Şimdi, önce yanlış bilinen gerçeklere gelelim. Birinci konumuz, meşhur maske. Şurası hep yanlış değerlendiriliyor. Maske takmamak, sağlık konusunda, elinde tabancayla sokakta dolaşıp öldürecek kişi aramak gibi bir şey. Maskeyi kendiniz için değil, karşınızdaki kişiye hastalık bulaştırmamak için takıyorsunuz. Zira tüm sağlık uzmanları dünya nüfusunun üçte ikisinin, bu virüsü taşıdığını, ama hastalık belirtisi göstermediğini anlatıyor. Yani siz büyük bir olasılıkla, hasta olmayıp, taşıyıcı olabilirsiniz. Bu durumda, aynı HIV de olduğu gibi, karşınızdakine bu hastalığı bulaştırmak, aynı bir silah alıp, karşınızdaki birini öldürmek olarak değerlendiriliyor. Egoist bir toplum için ne ifade ediyorsa?

          Kendinizi korumanın tek önemli noktası, temizlik. Bu yüzden, sık, sık ellerinizi yıkayın önerisi. Birde, öyle, kıç kıça, yaşamayın birbirinizden uzak ve ayrı durun deniyor. Bu uzaklık, bir hapşırma ve tıksırmada karşınızdakinin tükürüklerinin, suratınıza erişememe mesafesi. Dünya yalnızca, karşı cinsle (eşiyle ve kızlarla veya sevgilisi ile ) el ele gezerken bizim gibi el ele veya kol kola gezme kültürü olan bir ulus için bu anormal. (Bu yüzde batıda el ele gezen Bizlere, “homoseksüel mi ne”, diye bakıyorlar.)

          Bizde olan, dünyada eşi benzeri olmayan nokta, 65 yaş üzerine uygulanan yasaklar. Oysa bizde yaşlılar, yaş ilerleyip, yani yaşlı olup, ölüm yaklaştıkça sigarayı bırakır, sağlıklı beslenir, kendince spor yapar, kilo verir ve namaza niyaza düşer. Gençler ise, hem kadehin dibine vurup, hem de “daha çok zamanımız var”, diye tütün tüketiminde umursamazlık gösterisi yaparlar. Bugün tüm sağlıkçılar, özellikle sigara içenlerin ve alkol kullananların bu hastalıktan kurtulma şansının ne kadar düştüğüne dikkat çekiyor. Mesela 65 yaş yasağı olmayan, batıda yaşlılar arasındaki ölüm oranları, gençlerin yarısı kadar bile değil.

          Derseniz, denize girmek ne kadar sağlıkllı? Cevap, normal şartlarda, dünyanın en sağlıklı olayı. Ama unutmayın, sizinle denize giren, yanınızdaki maskesiz kişinin, bir hapşırması, hop, elim sende virüs sizde. Deniz olayından bulaşmanın en güzel örneği, ABD’de, Florida’da ve California’da gençlerin, plajları doldurmasından sonra ortaya çıktı. Bu eyaletler plajlarını kapadı. Şimdilerde bu eyaletlerden gelenlere, öteki eyaletler karantina uyguluyor.

          Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar konusunda da, çelişkiler var. Mesela bizimkilerin, milyonlarca doz stok yapıp kullandıkları ilaç. Tıp dergisi, The Lanchet’in önce yayınlayıp sonra geri çektiği bir makalede klorokin ve hidroksiklorokinin COVID-19 tedavisine uygun olmayabileceği, ölüm oranlarını artırdığı ve kalp ritim bozukluğuna yol açtığı ileri sürülüyor.  (Bizde bazı sağlıkçılar ilaç ucuzda ondan çamur atılıyor diye ortaya çıktı ama gerçek bu değil) AB bu yüzden, serbest seyahat edilecek ülkeler listesinden, Türkiye’yi çıkardı. Ama Türkiye’de bu ilaç yaygın kullanılıyor ve Sağlık Bakanlığına göre, herkesin kıskandığı mucize sonuçlar alınıyor. Bizde ölenlerin neden öldüğü önemli olmadığı için kimse önemsemiyor.

          ABD’de ne oluyor derseniz. Bizimde başımızda, Reise çok benzeyen biri var ya, sergiledikleri oyunlarda aynı. Tek fark, burada satılmış basın diye bir kurum yok. Yetkilileri, basın toplantısında bunaltan, gazeteciler var.  Mesela Trump, maske takmıyor, sağlıkçılarla üç haftadır konuşmuyor ve hala parti kurultayları yapmaya çalışıyor. Kendisi de basın toplantılarına katılmıyor, cevap veremeyeceği sorular soruluyor. Yardımcısı Pence, basın toplantısında gazetecilerin kurultay konusundaki sorularına, ebelekçe gülerek, “Anayasal Toplanma özgürlüğü” diye yanıtlamıştı.

          Ülke, siyasi görüşlere göre, cephelere bölünmüş durumda. Aynı bizde olduğu gibi, cahiller bu tehlikeyi önemsemiyor ve ticarette ticaret diye tepiniyor. Oysa bu Corona, dünyada siyaseti değiştirdi. Kapitalist Amerika’da, New York’ta solcu aday, kapitalist adayın iki katı oy alarak seçimi kazandı. Sermayenin baskısı ile adaylıktan çekilmek zorunda kalan Demokrat aday, Barney Sanders’ın fikirleri, giderek Demokrat partiyi ele geçiriyor. Yani dünyada kapitalizmi savunan ABD, Sosyalizme doğru yelken açtı.

          Bizimkilerin, yalancılığını bilen, AB ülkeleri Türkiye’ye de tatil izni vermiyor. Dünya sağlık örgütü ve öteki dünya sağlık enstitüleri, bizim sağlık mucizemizi kıskandıkları rakamları doğru olmadığını vurguluyor. Bizde, toplu ölümler olağan olduğu içinde iktidar ölümleri maskelemekte sıkıntı çekmiyor. Neyse siz gene boş verin. Ekonomik ve sağlık krizleri arttıkça yandaş basının ve televizyonların sizleri uçurmak için yayınladığı saçma dizilerin kalitesi de giderek düşüyor.
          Aklınızdan nasıl olsa öleceğiz, salako, Hababam sınıfı ve zırva aşk filmleri bombardımanı ile afyonlamışken, açın rakınızı, et yiyemediğiniz için, çiftlik balığı ile tüttürün sigaranızı. Aşı bulunursa, herkesin şimdiden yüz milyonlarca dolar ödeyip, sipariş verdiği aşıları, iflas etmiş ülkemizin nasıl alacağını da hiç düşünmeyin. Nasıl olsa, bizimkiler uçak ve otomobil gibi, aşıyı da yapmıştı ya. Ayrıca 300 liraya alınan, Corona muskası da var. Özetle bize bir şey olmaz. Corona’yı da dış güçler serpmedi mi bize?.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.