Yukarı Çık

Bırakın İstanbul'u ülke elden gidiyor

12 Mayıs 2019 Pazar 21:31:06
527 kez okundu.

          Hiç bulaşmak istemememe rağmen ne yazık ki son iki yazımda iç politika oynanan goy goy kervanına katıldım. Ne de olsa serde Türklük var. Oysa aynı anda dış politikası olmayan ülkemin kapısında bekleyen tehlikeler yığılmış, boyumuzu aşmıştı. Cahil ve pervasız iktidar tarafından bu sorunlara bir önlem planı olmadığı içinde içi boş höykürmelerle tribünlere yönelik meydan okumalar yapılarak iç siyasette yaşanan sorunları örtmeye çalışıldı.

          Farkındasınızdır, Türk lirası Amerikan doları karşısında erimeye devam ediyor. Bana “ama hükümet değer kaybını durdurdu” demeye kalkmayın. İstanbul seçimlerinin iptali ardından Türk lirasındaki değer kaybı hızlanmıştı. Gerçekte ABD Başkanı Trump, ihraç kapasitesini artırmak için dünya piyasalarında doları yerel paralara karşı düşürüyor. Yerel para yani Türk lirasına karşı yükselme yalnız bize has.

          Böylesine bir sorunu çözmek için yabancı yatırımcılar ülkede siyasi istikrar, demokrasi ve hak hukuk yani adalet olmasını beklediklerini saklamıyor açık açık dillendiriyorlar. Ama bizim ekonomi sihirbazı damat gene köylü kurnazlığı ile bir numara çevirdi. Gece Asya borsalarında devlet bankaları (Ziraat, Halk ve Vakıfbank) 4,5 milyar dolar vererek Türk lirası topladılar. İlk ağıza bu girişim yanıt verdi 6,25 varan dolar Türk lirası değeri aniden 5,98’e düştü.

          İyi de kaç gün piyasadan bu paraları toplamayı becereceksiniz? Özellikle Merkez Bankası döviz rezervi sıkıntısı çekerken. Ekonomi uzmanları kısa bir süre içinde doların yeniden zıplayıp 7 liranın üstüne çıkabileceğine dikkat çekiyor. Yurt dışındaki ekonomistler (İçerdekiler korkudan konuşamıyor) bu değer kaybını çok daha büyük ekonomik bir krizin izleyeceği uyarısındalar.

         Gelelim bir başka dış politika sorununa. Bu sorunların en başında Ortadoğu politikası olarak yapılan hataların en büyüğü sınırlarımızda patlamak üzere. Ama emir eri emniyet genel müdürlüğünden bozma Akar Efendi bu konuda fikir beyan edecek kadar söz sahibi değil. Ne diyecek olursanız bu konu Suriye. Bizimkiler Suriye’nin kuzeyinde İdlip’te yaşananları kendilerine ihanet diye üste çıkmaya çalışıyor. Astane uzlaşmasını ihlal diye tanımlıyorlar. Tam bir köylü kurnazlığı.

          Ben ne Rusların ne de sevmediğim Arap Suriye’nin savunucusuyum. Ama Astane toplantısında Türkiye İdlip’teki radikal dincileri silahsızlandırma sözü verdi. Ama gerçekte bunun tersini yaptı bu molla takımına silah ve cephane takviyesi yaptı. İdlip ve çevresindeki radikal dincilerde yüz bulunca yakınlarındaki Rus üssü Hmeymim’e saldırmaya başladı. Bu iş Ankara’nın müttefiki El Nusra tarafından gerçekleştirildi. 

          Bunun üzerine Ruslar, Türk askerleri ile Mart ayından bu yana yapılan devriye dolaşımlarına son vererek Suriye ordu birliklerine yürü dedi. Sonuçta Suriye ordu birlikleri hızla kuzeye ilerleyip İdlip’i kuşatmaya başladı. Yakın bir tarihte kente bulunan radikal dincilerin yeni bir dalga halinde Türkiye sınırına yöneldiğini göreceğiz.

          Bu arada Suriyeli askerler, bölgede bulunan PKK yanlısı Kürtlere de Amerikalılarla iş birliği yaptıkları için onlarla çalışamayacağını ve teslim olmalarını istedi. Bizimkiler Sincan’ı öylesine bombaladılar ki ve hala bombalıyorlar, o bölgede ot bitmiyor. Özetle Suriye ordusunun hareketi ile YTP bizim sınıra sıkışmaya başladı. ABD ise her zaman yaptığı gibi kimseye vefa göstermeden bölgeden Irak sınırına geçiyor.

          PKK deyince aklıma geldi. Reis ve taifesi, İstanbul’a yerleşik Kürtlerin oylarını kapma uğruna İmralı ile diyalog kapısını aralamaya çalışıyor. Gerçi APO denen soysuz her ahvalde herkesle konuşmaya hazır ama düşünün onun bile eli pazarlık edecek kadar kuvvetlendi. Merakım, ittifak falan diye partinin kapısına kilit vuran Bahçeli ne yapıyor bu görüşmeler karşısında. Reis bence İmralı’ya bu Bahçeli yardımcısını yollasın en iyi o pazarlık eder.

          Bu arada Akdeniz’in doğusunda Kıbrıs karasularında yaşadıklarımızda hiç hoş değil. Mesela Kıbrıs gaz arama çalışmaları nedeniyle Avrupa Birliği ve Amerika dostumuz müttefikimiz Yunanistan’ın yanında yer almaya başladı. Bir süredir Ege’deki adacıkları sus payı olarak Yunanistan’a veren iktidarın, bu son oynanan oyununda farkında olduğunu sanmıyorum.

          İstanbul seçimleri, dünya siyasi liderlerinin dilinde. Herkes bizle YSK’nın kararı üzerinden kafayı buluyor. Amerikan televizyonlarında bizdeki seçimler üzerine fıkralar anlatılıyor, karikatürler çiziliyor. Dışişleri bakanları, Başbakanlar, devlet başkanları bizde oynanan oyunun demokrasi olmadığını savunup duruyor. Peki, Ankara ne yapıyor?

          Ankara’dan verilen yanıtlarda “herkes bizim arkamızsan iş çeviriyor, her kes bize tuzak kuruyor, müttefikimiz ve dostlarımız bize kazık atıyor” sloganı. Bunu Reis tamda yabancı ülkelerin büyükelçilerine söyledi. Çok eminim orada bulunmak zorunda olan yabancı bürokrat diplomatlar bıyık altından güldüler. Zira bizim içerde yuttuğumuz gibi dış dünya da kimse ağaların küçük ayak oyunlarını yutmuyor. Ama bu arada ülke elden gidiyor

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.