Yukarı Çık

Gerçekten AKP'ye rağmen her şey güzel olacak mı?

9 Mayıs 2019 Perşembe 21:30:48
543 kez okundu.

          Sizlere bir takım varsayımlarla mehter eşliğinde dolduruş vererek gaza getirmek gibi bir niyetim ve amacım yok. Ancak daha öncede yazdığım gibi bu ampul takımı hazırlığını yapmadan kullarına “seçimi tazele” talimatı vermeyecek kadar da profesyoneldir, bilirim.

          AKP’nin bir seçim sloganı vardı; “Onlar konuşur AKP yapar” diye. Gerçekten de doğru. Mağdur olanlar konuşuyor, AKP kafasına eseni yapıyor. İnternette görüyorum herkes ne güzel tatillerini iptal edip oy vermeye hazırlanıyor. Ve hatta uçak ve otobüs şirketleri biletlerde derhal değişim yapıyor. Kıyı turistik tesisleri ve belediyeleri de tatilcilere oylarını kullanmadan gelmemeleri uyarısında bulunuyor. Bunların hepsi, uygar, demokratik ve özgür bir ülkede geçerli kampanyalar. Bana göre bizde bir işe yaramaz.

          Neden mi? Bir kere gördüğünüz gibi işbaşındaki bu deneyimli üçkâğıtçı ekibi, oy vererek yenmekte ben olası görmüyorum.  Biliyorum kafanızdan “Ne yani teslim mi olalım” sorusu geçiyor. Kesinlikle hayır. Demem o ki benim sevgili okurum, iyi niyetli uygar arkadaşlarım, bu takımı oy çokluğu, demokrasi, hak hukuk gibi insanlara yaraşır bir sistemle ısıttıkları koltuklardan kaldıramazsınız. Bilmem farkında mısınız, biz Orta Doğu’da yaşıyoruz burada da iktidarlar güç ile el değiştiriyor. 

          Peki, ne yapmak lazım? Bana göre Meclis’teki tüm muhalif partilerin milletvekilleri istifalarını vererek sine-i millete dönmeleri gerekir. Duyuyorum içinizden “ne yani meydanı bunlara mı bırakalım” diyorsunuz.  Bilmem ama ortadaki gerçek siz bıraksanız da bırakmasanız da meydan onların. İstedikleri yasaları çıkarıp, istedikleri gibi meydanda cink atıyorlar. Sizin o çatı altındaki varlığınız onlara demokratik olduğu savunmasına dayanak yaratıyor.  Sizin yeriniz meydanlar. Bizim ve sizin yeriniz ortaya çıkıp hakkımızı aramakta.

          Korkum, içinde yaşadığımız bölgeyi şamar oğlanına çeviren başta Amerika olmak üzere bazı yakın dost ve müttefiklerimizin, ülkeye özgürlük ve demokrasi getirme bahanesi ardına sığınarak bizlere bir “Türk baharı” yaşatmaları. Niye hayret ettiniz? Komşularımızdan ani bahar yaşayanların durumu bizlerden farklı mıydı sanıyorsunuz? (Gerçekte onlar biden daha cesurca haklarına sahip çıkmışlardı) Bu konuda ampul takımı efendilerini sinirlendirecek onlara bahane yaratacak her fırsatı da ellerinden geldiğince yaratıyor.

          Bilmem ne kadar farkındasınız, ekonomi damadın sihirli elleri altında çökmüş bulunuyor. Adalet sistemi Reisin kolluk kuvveti olma ötesinde başka bir işe yaramıyor. Doların yükselişi yediğimiz yemekten içtiğimiz suya kadar her şeye yansıyacak. Her şeyini dolarla dışardan ithal eden Türkiye’nin altı ay içinde inanın Venezüella’dan farkı kalmayacak.  Merkez bankası Reisin talimatı ile eldeki döviz rezervleri de yok etti.

          Yedi düvel Ankara’nın kurallarını kendi koyup kendi bozduğu oyunu da yememiş gibi. Her kes, her ülke bizi eleştiriyor. Ama Ankara memnun, slogan onlar bizi kıskanıyorlar. En büyük havaalanı bizde, en büyük köprü bizde, en fıstık yol bizde falan. Yersen, üzerinde yaşayan adam kalmadı. Daha doğrusu bir insanın yaşamı için temel olan özgürlüklerle bir devletin bekası için temel unsur olan demokrasi, adalet ve eşitlik yok. Beka, beka diye kürsüden höyküren Bahçeli’nin bile bunları savunacak tezi kalmadı.

          Atatürk adını silme uğruna iptal edilerek kapatılan Atatürk havaalanı ulaşımında etkili tünel sıkıntı içinde. (Hoş reis İstanbul’a inerken özel havaalanı olarak burayı kullanıyormuş ya) Yeni yaptıkları insana Dubai’ye indiği intibaı veren İstanbul havaalanı bir garabet harikası, insancıl ve sevimli tarafı yok. İstanbul’un tepesine Reis öldüğü zaman gömülsün diye yaptırdığı söylenen devasa camiye müminler para ödülü ve otobüslerle başka yerlerden taşınıyormuş. Şimdi adamlar bizi kıskanmasında kimi kıskansın.

          Reise çevresi veya danışmanları ülkede neler olup bittiğini aktarmıyor galiba. (Tam bir Rockefeller gazetesi misali) Çünkü hiçbir lider memleketindeki durum ve dışardan gösterilen tepkilere karşı bu denli habersiz olamaz. Diyeceksiniz ki anladık memleket içindekilerini de dışarısı ne alaka. Şu ki reis hala AB ile vizesiz seyahat konusunda 72 kriterden 66’sını tamamladık diyebiliyor. Kimse de çıkıp paşam, temel kriter olan Özgürlük, demokrasi ve adaleti tamamlayamadın ki öteki tali unsurları tamamlayasın demiyor.  Avrupa başkentlerinden bir bir Türkiye’de oynanan bu zorbalık oyunu konusunda uyarılar, eleştiriler yayınlanırken nedense Ankara sessiz.

          Gerçekten AKP iktidarının dış politikasında yaşananlardan haberdar olmadığı ya da duymak istemediği görülüyor. Mesela bir ara Reisin Şam’da gidip namaz kılacağı cami falan saray oldu galiba. Çünkü Suriye birlikleri bizimle Rus askerlerinin birlikte devriye görevi yaptığı İdlip’i kuşattılar.  (Rivayet o ki, Rusya’yı bir süredir İdlip’teki Radikal dinci unsurları silahsızlandırma sözü veren Türkiye’nin sözünü tutmaması bu kararı almaya zorlamış) Tamda bizimkiler üç ay önce Rusların izniyle devriye gezmeye başlamıştı. İdlip’te Suriye askerleri ile burun buruna gelmesi an meselesi.

          Katar ile olan Müslüman kardeşlik bağı nedeniyle neredeyse donumuzu bu çöl bedevilerine teslim eden iktidar, dört günde ölen 18 Türk şehidinin ölüm gerekçelerini bile temizleyebilmiş değil. Bahçeli destekçi de bu şehitlerin hesabını falan sormuyor ne hikmetse. Aksine milliyetçi olduğunu ileri süren parti başkanı kürsülerden böğürüp duruyor.  

          Gel de Mustafa Kemal Atatürk’e bir kez daha hayran olma. Adam mecliste Cumhurbaşkanını halk mı seçsin yoksa Meclis mi seçsin tartışmaları yaşanırken, kalkıyor, halk tarafından seçilirse beni halk seçti sizde kim oluyorsunuz diye diktatörlüğünü krallığını ilan eder demiş. Sene 1923

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.