Yukarı Çık

Şımarık Trump, Reisi ciddiye almamış

30 Nisan 2019 Salı 02:21:27
543 kez okundu.

          Bu hafta İstanbul kaybı ve ardından AKP’nin Kızılcahamam hesaplaşması gürültüleri arasında hızlı bir girişim yaptı iktidar. Neden bu girişim diye aklınıza bir soru gelmedi mi? Bence reis çaktırmadan bir kendi dayanılmazlığını kullanarak şansını denemek istedi diye düşündüm. Ancak bu dayanılmazlık yalnız bizim millete işliyor anlaşılan. Çünkü Washington’un tepkisi nasıl anlatılırsa anlatılsın bir halta yaramadı.

          Geçtiğimiz haftalarda biliyorsunuz Reis ve külliyede şarap gibi küllenmiş beyin takımı bir belanın gelmekte olduğunu nasıl olduysa kestirdi. Meret Türk lirası, herkesin ulusal paraları değer kazanırken düşüyordu. Sadece konu bu mu? Yabancı yatırımcıların ayağı da kesilmiş Türkiye’ye para akışı durmuş, çıkışı hızlanmıştı. Bu arada siyasi rant aşkı ile partiye göbeğinden bağlı olan taraftar kitlesi de mamaları kesildiği için yüksek sesle söylenmeye başlamıştı.

          İşin acı tarafı Washington’da damatlar işbirliği de işe yaramamış, kıymetli damadın, Trump’ın damadı aracılığı ile Türkiye’nin İran yatırımlarından muaf tutulma talebi hoş karşılanmamıştı. Her ne kadar ulusal yalaka basın tarafından Washington’da Akar, badem bıyıklı damat ve çocuğu Kanada vatandaşı olarak doğan Büyükelçi bile ilerleme kaydedememişti. ABD Başkentinde bu ekibin çaldığı her kapı kendilerine IMF’i önermişti. Renkli yalakaların desteğiyle damat ve ekibinin Washington’dan ayrılmasına, Amerikalıların neredeyse matem tuttuğunu yazmaya kadar getirdiler işi.

          Ekonomi bu kadar kötüleşirken aniden New York’tan Rıza Sarraf haberleri sızdırılmaya başladı. Sanki ABD başkentinde birileri, “kafamızı kızdırmayın Rıza’nın olayını kurcalarız” demeye getiriyor gibiydi. Öte yandan Türkiye’nin içinde yer aldığı bir dizi uluslararası sosyal ve ekonomik araştırmalar da yayınlanmaya başladı. Bunlardan birinde dünyanın en kötü ekonomisi olarak tanımlanan Venezüella’yı nerdeyse geçiyor gibiydik Allah’tan ikinci en kötü olduk.  

          Sosyal rahatsızlık sıralamasından bizden kötü yalnızca Afganistan ve Nijerya vardı. Gazete ve basın özgürlüğünde en fazla gazeteci tutuklayan ülke sıralamasında birinci, sağlıksız beslenmede baştan dördüncüydük. Eğitimde artı neredeyse bizi sıralamaya bile koymuyorlardı. Olsun ama en büyük havaalanı ile en büyük camiyi yapmıştık kıçımızda donumuz olmadan.

          Kadınlara saldırı ve çocuklara tacizde de başı çekiyorduk. Ama külliyenin aranarak zor bulunan dahi danışmanları bunların sebebinin “dış güçler” olduğunu ileri sürüyordu. Oysa Türkiye daha ciddi konularla meşguldü. Ankara lüzumsuz konular yerine Sarayın kulu Yüksek Seçim Kurulu’na 25’inci kez İstanbul belediye başkanlığını saydırıyor, İstanbul Belediye başkanlığını ele geçirmek için bir yol bulmaları buyuruluyordu.

          Merkez Bankası döviz rezervleri dolara karşı hızlı düşüşün hızını kesememiş, hızla erimişti. Piyasaya dolar pompalama işe yaramamış, Mayıs ayı başında İran ambargosu nedeniyle hızlanma şansına sahip olmuştu. ABD İran’la çalışılmaması için uyarıda bulunuyordu. Ambargoyu delenlere de ambargo uygulayacağına işaret ediyordu. Türkiye bu anlamda İran’dan gaz, petrol, altın falan alamayacak, Rusya’nın almadığı bazı gıda maddelerini İran’a kakalayamayacaktı. Anlamı, bu ülkeden nemalanan AK kardeşlerinde ellerini havaya açacaktı.

          Avrupa Birliği yetkilileri açık açık Türkiye ile görüşmelerin kesilmesini zira Türkiye’nin demokrasi insan hakları, adalet ve birçok konuda Avrupa standartlarının çok altına düştüğünü söylüyordu. AB ülkeleri ekonomik bocalamadaki Türkiye’ye siyasi darbe vurmaktan da kaçınmadı. Ermeni tasarısı, öğretmen alışverişi, vize kolaylıkları falan yok oldu.

          Tüm bu çöküşte bile zevahiri kurtarmak isteyen Ampul cemiyeti üyeleri reise baskı yaptı, “bizi sen bu hale düşürdün” demeye getirdiler. İşte reis bu yüzden istemeye, istemeye, Washington’a telefon ederek ABD Başkanı Trump ile görüşmek zorunda kaldı. Bu görüşmeyi nasıl olumlu göstersin diye bu yandaş medyanın Washington’daki temsilcileri kıvranıp durdu.

          Merak ettim ne diyorlar diye Beyaz Saray açıklamasını aradım. Buldum da. Bizimkilerin Rusları kafaya almak için alacaklarını söyledikleri S-400’ler konusunda Trump yönetimine bir çalışma gurubu kurmayı teklif etmişler. Amerikalıların açıklamasında bu önemli noktadan tek kelime yoktu. Anlaşılan ABD yönetimi reise “he” dememişti. Bizimkilerin açıklamalarında bu telefon konuşması ardından bir dizi Amerikalı yetkilinin Ankara’ya geleceği duyuruldu. Amerikalılar bu konudan da söz etmiyor.

          Yalnız Trump’ın Ankara’yı kızdırmak ister gibi Suriye’de destek verdikleri Kürt guruplara 120 TIR dolusu silah ve zırhlı araç verdiği duyuruldu. Reis hala “bir gece ansızın gelebilirim” demeye devam ediyor. Amerikalılar Akar Hulusi gibi askerlerin komutası altındaki ordunun neler yapabileceğini iyi biliyor.

          Libya’dan Türkiye’nin İŞİD’i desteklediği suçlamaları, Sudanlı savaş suçlusu El Beşir’in tutuklanması, Arap ve İslam ülkelerinin Ankara’nın İslam âlemine her türlü yardımına karşılık siyasi saldırıları, Yunanistan’ın yeniden Ege adaları konusunda bir şeyler daha koparmaya çalışması yaklaşan fırtınanın kara bulutları.

          Trump’ın Rusya ve İran ambargoları nedeniyle dünya piyasalarında petrol fiyatları giderek artıyor. Yakın bir tarihte Türk lirası Amerikan doları karşısında bırakın altıyı, 7 lirayı bile aşarsa şaşırmayın. Türkiye motorları çalışmayan bir uçak gibi pikeye geçmiş çakılıyor. Ama görün ki hala ağalar işin farkında bile değil veya öyle görünüyor. Seneye bu zamanlar yeni bir seçime hazırlanırsak şaşırmayın.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.