Yukarı Çık

İstanbul ile geldi İstanbul ile mi gidecek?

2 Nisan 2019 Salı 03:29:13
606 kez okundu.

          Yanımda Televizyon açık, bir yandan seçim sonuçlarını izliyor, kanaldan kanala geziniyorum. Türkiye ile aramızda 7 saat fark var bu nedenle Türkiye’de gece yarısı iken bizde sadece akşam yemek üstü. Yandaş muhalif kim ne derse ne bilgi verirse bakıyorum. Bir yanda da Türk basınındaki midye yalaka gurupların yağcılıkta çağ atlatan haber verişlerini izliyorum. Bir yandan da düşünüyorum, bunların destekledikleri veya yaladıkları guruplar seçimi kaybederse ne olur diye? Ne olacak? Yeni galiplerin kıçına yapışırlar. Türk siyasi tarihinde bu hep böyle olmadı mı? Neye şaşırıyor veya neyi bekliyorsam?

          Yazı yazarken sonuçlar daha netleşmemişti. Daha doğrusu iktidar, seçim yenilgisini bir türlü kabullenmek istemiyor. Bu arada yalakaları da reisten korkularından gerçeği değil sarayın verilerini yayınlıyor ve çaktırmadan yavaş yavaş yayından çekiliyorlar. Duyumlara göre AKP İstanbul, İzmir, Antalya ve Bolu dâhil çok sayıda Büyükşehir’i kaybetmiş. Her ne kadar reis ilçeleri biz kazandık, “ne var yani büyükşehirleri kaybettiysek” dese de bence durum iktidar partisi için vahim.

          Zira büyükşehirler, özellikle İstanbul AKP’ye iktidar yolunu açan mali kaynak yuvasıydı. AKP’nin finansmanında İstanbul büyük rol oynadı. Ardında Ankara ve Antalya ve de Adana. Şimdi bu büyük finans kaynaklarından İstanbul ve Ankara’yı kaybetmiş oldular. İzmir zaten hiç ellerine geçmemişti. Ama üç yıl daha iktidarda kalacağım diyen iktidar ekonomik açıdan büyük gol yemiş olacak.

          Ben yazıyı yazarken Türkiye de gece yarısı olmasına rağmen sonuçlar ne hikmetse bir türlü kesinleşmemişti. Adaylardan CHP’li İmamoğlu İstanbul’u kazandım derken iktidarın bakanları Binali ile bir araya gelerek bir durum değerlendirmesi yapacağı ve sonuçlara itiraz edileceği söyleniyordu.

          Durum kesinleşirse oturup durumu bir değerlendirmeye daha tabii tutacağız. Ancak neresinden bakarsanız bakın AKP kan kaybetmeye devam ediyor. Ben bu seçim sonucunun bile Türk siyaseti ve demokrasisi için bir yüz karası olduğuna inanıyorum. Ama siyaset sahnesinde olanlar bu olayın bu yenilginin bile yenilgi olmadığı tezini işlemeye başladılar. Seçimler netleşti. YSK sonuçları açıkladı İstanbul’u İmamoğlu’nun aldığı kesinleşti. Ama bir dönem Başbakanlık, bir dönem Meclis Başkanlığı, bir dönem Ulaştırma Bakanlığı yapan iki kez CHP karşısında Reisin talimatıyla seçime giren (İzmir ve İstanbul) ancak ikisinde de yenilen Binali birden Bir Ali’ye döndü.

          Reisin balkon konuşması bile hazindi. Adam acı ve kahredici bir şarkı tutturdu. Balkona çıktığında Genel Merkez’den boşaltılan seyirci kitlesine o çatallaşmış sesiyle şarkı söyledi Reis. O balkona çıkınca yanına seçim kaybetmiş adayları falan almadı aşağıdaki toplanan kalabalık içinde yer aldı başkan adayları. Anadolu Ajansının başına getirdiği Bilal’in İmam Hatipten arkadaşı da (Adamın bir gün bile gazetecilik yapmışlığı yok. Bırak gazeteciliği mürekkep yalamışlığı bile yok) sorunu çözemedi.

          Ben yazıyı tamamlarken reis ortadan kaybolmuştu. Şimdi Saray çevresini şu yeni seçilen Atatürkçü ve Yavaş belediye reisi Sit alanı ilan ederse ne olacak? Hâlbuki oraya Atatürk adını silmek için daha yeni bir dizi inşaat yapacaktık. Anıt Kabir’in yerine gök delenler dikecektik. Ortadoğu Teknik Üniversitesi korusunu Koru Motele çevirecektik. Ayrıca İstanbul’daki, Ankara’daki, İzmir’deki, Antalya’daki ve de Adana’daki inşaat furyasından yani rantlardan da mamalar kesilecek. Sonra reisin yapacağı mitinglere taşıma su ile değirmen döndürme hesabı artık belediye otobüsleri ile adam taşıma da bitti. Artık paralar yalnızca devlet ihalelerinden akacak.

          Yani lafın kısası ve özü, İstanbul belediyesi ile siyaset hayatına giren ve siyasette yükselebilen Reis böylece şimdilik ilk basamağı kaybetmiş gibi. Bir kere korku belasına bürokraside edinilen yerler de korku belasına kaybedilebilir.  Şimdi Türk siyasetinde karşı tarafı suçlayıp ayrımcılık yapmanın da bir işe yaramadığı son örnekte ortaya çıktı.

          Avrupa Komisyonu heyetinin saptamalarıyla da mühürlenmiş olan iktidarın medya ötesinde devletin her türlü imkânlarını kullandığı yolundaki saptaması bu kadar propagandaya rağmen sonucu getirmedi, getiremedi. Seçim öncesi ve sırasında muhalefet yokmuş gibi davranan yazımın başındaki kıralım soytarısı soytarıların kıralı ekip Reise zafer veremedi. Ya bundan sonrası için söylem değişecek veya metot. Teknolojiyi kullandılar. Belediyeleri kullandılar. Devlet imkânlarını kullandılar. Tarafsız olması gereken yazılı ve görüntülü basını kullandılar.

          Olmadı. Olmuyor. Şimdi tüm dünya Türk halkı ile birlikte nefesini tutmuş bekliyor. Bugüne kadar yapılan yanlışlar düzeltilecek mi yoksa yanlışın doğru olduğunda ısrar sürecek mi? Göreceğiz

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.