Yukarı Çık

Teknolojiye yetişemeyince özgürlüklere saldırıyorlar

2 Mart 2019 Cumartesi 03:56:55
68 kez okundu.

Hafta içinde damat bey “vergi kaçırılan” bir tür ticaretin önüne nasıl geçeceklerini “gururla” anlattı.

Bu açıklamanın ardından muhalefetin feryat edeceğini sandım saf saf.

Ama her zamanki gibi yine hayal kırıklığına uğradım.

Damat bey kahramanlığını anlatırken aslında özgürlüklerimize nasıl tecavüz edildiğini itiraf ediyordu.

Bu ülkede “çıt” çıkmıyor.

Muhtemelen artık muhalefet de anayasanın rafa kalktığını, hukukun ise kitaplarda kalan bir nostalji olduğunu kabullenmiş.

Olay şu;

Damat bey bir gece saat 11’de ekibini toplamış.

Demiş ki “Bir ülkeden 26 milyon mektup geliyor, nedir bu işin aslı?”

Damat beyin ekibi gece 2’ye kadar çalışmış.

Damat bey sonunda çareyi bulmuş.

“Açın bakın bakalım ne var bu mektupların içinde” demiş.

Mektuplar açılmış.

İçlerinden neler çıkmış neler.

Bakan bey diyor ki “Bu vergi kaçağıdır. Önüne geçeceğiz.”

Ülkemizin düştüğü hale bakar mısınız?

En temel haklardan biri olan haberleşme hürriyeti bir damat bakanın arzusuyla ortadan kaldırılıyor.

Gerçi diyeceksiniz ki “Telefonların dinlendiği, her türlü elektronik yazışmaların izlendiği, insanların kameralara alındığı bir ülkede mektuplar açılmış çok mu?”

Haklısınız da, benim kafamı asıl bozan bunun inanılmaz bir tepkisizlikle karşılanması.

Gelelim işin aslına.

Bu mektuplar başta Çin olmak üzere posta yoluyla da gönderilebilençeşitli eşyalar üreten ülkelerden geliyor.

Amazon, Aliexpress ve Gearbest gibi siteler bu yolla dünyanın bütün ülkelerine satış yapıyor.

Türkiye’de gümrük vergisi toplam 22 Euro’yu aşan ürünlerde uygulanıyor.

Bu sitelerin gönderdiği ürünlerin büyük çoğunluğu 22 Euro’yu aşmadığı için vergi alınamıyor.

Deniyor ki; “çok ciddi çalışan bir iki site dışındaki siteler fiyatlandırmada hile yapıyor.”

Böylelikle 22 Euroluk değeri aşan ürünlerin fiyatını 22 Euro altındaymış gibi gösteriyorlar Böylelikle alıcı gümrük vergisinden kurtuluyor.

Anladığım kadarıyla damat bakanın kafasını taktığı bu.

Ama teknolojiyi aşmak o kadar kolay değil.

Sorun aslında başka ülkelerin de sorunu.

Aynı ürünler topluca ithal edildiği zaman gümrük vergisi alınabiliyor.

Oysa tek tek satışlarda bu mümkün olmuyor.

Dünya da buna çare arıyor ama olarak bunu kişilik haklarına tecavüz ederek yapmaya kalkmıyor.

İşte Türkiye’yi “medeni dünyadan ayıran” temel özellik bu.

 

---DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER--

 

Sehven hata olmuş ama aslında doğrusunu yapmışlar

 

Perşembe günü CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nun projelerini açıklama toplantısı vardı.

Medya toplantının baş davetlisiydi elbette.

Ekrem İmamoğlu’nun kurmayları yandaş-tetikçi medya temsilcilerinden Sabah’ta yazan Merve Şebnem Oruç’a da e-posta davetiyesi göndermişler.

Ancak daha sonra bir mesaj daha göndererek daveti iptal etmişler.

Bu mesajda şunu yazmışlar; Tarafınıza gönderilen İstanbul Çözümleri tanıtım e-davetiyesi sehven gönderilmiştir. Toplantı yalnız basına açık olacaktır. Özür dileriz, anlayışınız için teşekkür ederiz.

Şebnem Merve Oruç da buna tepki göstermiş attığı twitle bunu eleştirmiş.

Aslında CHP’lilerin yaptığı bir hata yok.

Toplantı basın mensupları için düzenlenmiş.

Doğal olarak gazeteci olmayanların da orada işi olmaz.

Bu yandaş-tetikçi takımının gazeteci olduğunu kimse söyleyemez herhalde.

 

--BUNU YAZMAK GEREK--

 

Mesele anketlere güven değil, anketlerin algı yaratmada yetersiz kalması

 

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı.

Dedi ki “Bu anketlere güvenmiyorum.”

Nedenini de açıkladı.

Meğer önüne konan anketler birbirini tutmuyormuş.

Üstelik bu anketleri yapanlar da güvendikleri isimlermiş.

Tabii Erdoğan bir konuda olumsuz beyanda bulununca cümle yandaş tetikçi de “Evet, evet bu anketlere hiç güven olmaz, hepsi yanlış” demeye başladılar.

Erdoğan “aralarında bu kadar fark olur mu?” diye soruyor.

Aslında asıl konu şu; “Bu anketlerin hepsinde AKP geride görünüyor.”

Bu da Erdoğan’ı çok telaşlandırıyor ve öfkelendiriyor.

Eskiden anket operasyonları ile halkın zihninde bir algı oluşturuluyordu.

Aylar önce başlıyorlardı anket sonuçlarını açıklamaya.

Bunlar aslında düzmece anketlerdi.

Bunların hepsinde AKP açık ara önde gözüküyor ve hep kazanıyordu.

Sonuçta halkın zihninde “En güçlü parti AKP, zaten onlardan başka alternatif de yok” algısı oturuyordu.

Seçim günü geldiğinde ise sonuçlar aşağı yukarı aynı çıkıyordu doğal olarak.

Oysa şimdi AKP’yi açık ara önde gösteremiyorlar.

Gösterseler bile zaman çok dar olduğu için bu algı yaratmada etkili olmuyor.

O halde tersten çakmaya çalışıyorlar.

“Bu anketler yanlış” diyorlar şimdi ve AKP’ye öfkeli AKP’li seçmenin zihnine “AKP kasıtlı olarak geride gösteriliyor, o halde bu oyuna gelmeyelim, oyumuzu yine verelim” algısı yerleştirilmeye çalışılıyor.

Ama onun da başarılması zor gibi bu kez.

 

--FIKRA GİBİ--

 

Üniversitelerimiz bu kafadaki rektörlere emanet işte

 

Daha önce AKP’den milletvekili olan ama miadı dolunca “bundan sonra rektör olarak hizmet etsin” denilen ve İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğüne konan Profesör Doktar Nükhet Otar inanılmaz bir “bilimsel projeye” imza attı.

Bu bilimsel proje ile Türkiye’de olduğu gibi muhtemelen dünyada da ilk kez bir üniversitede “Tanzim manavı” açıldı.

Yağcılığa “bilimsel çığı açtıran” bu profesörümüzü ne kadar alkışlasak azdır.

Tek diyeceğim şudur; Allah kimseyi bu  duruma düşürmesin.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mahkeme 150 bin liralık tazminat için devletin mali gücünün düşük olduğunu söyledti ekonomi için güzel bir haberimiz

kuyruklar varlık nedeni ileyse neden alıma sınırlama var?

bence güzel bir haber. Demek konuşacak normal bir vatandaş bulamamışlar. a-haber mikrofonunu gören kaçmış. 

 

Anketlere güv enmiylormuş.

Eskiden doğru yapılıyormu

değil eskiden manüpülasylon için kullanılıyordu. Herşeye rağmen akp’ye çok büyük tepki yoktu. Bu nedenle anketlerle algı yaratılıyork ve halk etkileniyordu.

şimdi bu olamıyor telaş bundan

 

--ŞAŞIRDIM--

 

Bu ne böyle, o devlet başkanı gibi ben de şaşırdım vallahi

 

Erdoğan’ıon “parti değiştirip ihanet edenler geldikleri yerde de ihanet ederler sözüne uyabilecek isimlerden biri olan Süleyman Soylu

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Sizin bildiğiniz memleketlerin bir tanesinin üst düzey yöneticisi bundan kısa bir süre önce Cumhurbaşkanımızı aradı. Bir güvenlik toplantısında ben de yanındaydım. Dedi ki; ‘Zordayım, bir takım sıkıntılı olaylar başımıza getirmeye çalışıyorlar. Benim şunlara, şunlara ihtiyacım var’. Notlarını aldı. Kağıdı bana uzattı. ‘Bunları verebilir miyiz?’ dedi. ‘Emredersiniz, bir bakayım’ dedim. Sonra en yakın zamanda gönderelim diye talimat verdi. Günlerden Çarşamba saat 17.00 idi. Dünyada böyle bir şey yok. Perşembe günü saat 18.00’de hem pahada ağır hem yükte ağır iki büyük kargo uçağıyla beraber bildiğiniz ülkelerden birinin başkentine yirmi beşinci saatte bizim evlatlarımızla beraber indi. O ülkenin Cumhurbaşkanı, o ülkenin Başbakanı, o ülkenin İçişleri Bakanı şaşkınlık içerisindeydi. Bunu daha yükseltmeliyiz. Bunu daha büyütmeliyiz. Bize el uzatanlara daha güçlü şekilde adım atmalıyız” dedi.

 

ordu tam imamın ordusu olmuş 67’si muvazzaf 100/ asker ne oluyoruz yahu

 

hangi aptal 10 liraya alıp 5 liraya satar

 

reklamlarda akp adı yok cumhur ittifakı var ama oy pusulasında cumhur ittifakı yeri yok bunların kafası karışır

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.